in

Dilden Dile Dolaşan Bir Efsane: Truva Atı


Yüzyıllardır dilden dile dolaşan Truva Savaşı ‘nı ve Truva Atı ‘nı bilmeyen yoktur. Efsaneye göre ; ve tabi ki Homeros ‘un aktarımlarından yola çıkarak; Kesin olmamakla birlikte günümüzün Çanakkale’si sınırları içerisinde gerçekleştiği düşünülen bu savaşın 9 ila 10 yıl sürdüğü varsayılıyor. Savaşın sebebi mitolojik açıdan bakıldığında; Güzeller güzeli Tanrıça Aphrodite’nin Paris’e dünyanın en güzel kızını vaad etmesi ve bu kızında Troyalı Helene olmasıdır.. Burada olan en büyük sorun ise Helene’in zaten biriyle; Menelaos ile evli olmasıdır diyor ve ” mitolojimizin ” Truva Atı kesitini anlatmaya devam ediyoruz;

Truva Atı’nın replikası

Efsaneye göre bu savaş Akhalılar ve Troyalılar arasında geçmektedir, ayrıyetten kimi zaman savaşın içine Tanrıların da karıştığını yine antik kaynaklardan biliyoruz.. Akhalılar tam 9 yıl boyunca savaşsalarda bir türlü Troya kentini ve aslında bir başka deyişlede Paris için Helene‘ i alamazlar. Bir çok farklı denemeden sonra yine Truva Savaşı’nın baş kahramanlarından biri olan zeki, kurnaz, Ithake Kralı Odysseus ‘un aklına bir tahta at yapmak gelir.Görkemli, büyük tahta at yaptırılır ve sonra Yunan gemileri savaşı kazanma umutlarını yitirdikleri izlenimini yaratmak için evlerine doğru yelken açarken Odysseus ve askerler tahta atın içinde saklanırlar. Bu sırada gemileri yakınlardaki Tenedos Adası ‘na gitmiş ve orada gizleniyordur.. Truvalılar Akhalıların gittiğini ve büyük tahta atın da onlara verilmiş bir hediye olduğunu düşünerek tahta atı şehrin içine alırlar. O gece Odysseus ve diğer kahramanlar tahta attan çıkarlar ve ordu şehrin içine doğru akar. Uyuyan Troyalılar gafil avlanırlar,her şeyin farkına varırlar fakat Akhalılar şehri çoktan yağmalayıp yıkmışlardır.

Helen ve Menelaos’un tekrar bir araya gelmesi ve Paris’in öldürülmesiyle bu yıllarca süren savaş bitmiş ve Akhalılar evlerine doğru yelken açmışlardır.. Fakat ne yazık ki Odysseus’ta dahil olmak üzere bir çoğu, belkide 10 yıl daha sürecek olan zorluklarla mücadele etmek zorunda kaldılar..

Yukarıda aktardıklarımız sadece antik kaynaklar aracılığı ile bildiğimiz hikayeler yani mitlerdir. İşin aslı, elimizde bu kadar büyük bir savaşın olduğuna dair somut izler şuan için bulunmamaktadır. Troya kentinin neredeyse hiç bir katmanında bu kadar yoğun savaş aleti veya savaş izi gözlemlenmemiştir.


Genelde tarihsel aktarımlarda (Örneğin: Homeros’ta) hep şu gözlemlenmektedir; Yunanlıların kahramanlıkları ve iyi yanları anlatılır. Günümüzde şunu da söylemek mümkündür ki, bu kişiler taraflı olarak eserlerini/söylencelerini ortaya koymuşturlar.

İşin özünde “Troya” filmine bile konu olan bu hikaye, sadece bir hikayedir.


Sema Talu

Written by Sema Talu

Akdeniz Üniversitesi, Arkeoloji
Mail: sema@arkeopolis.com


Facebook'tan Yorumla




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Priene Athena Tapınağı

Priene Antik Kenti

Tekkeköy'ün Tarihi Baştan Yazılacak

Tekkeköy’ün Tarihi Baştan Yazılacak