Antik Roma’da Fahişelik

Romulus ve Remus’un analarına çobanlar Lupa diyorlardı. Lupa kelimesi ise hem dişi kurt hem de fahişe anlamındaydı. Ancak günümüzde fahişe kelimesinin anlamı Roma Dönemindeki anlamı ile aynı değildir. Çünkü bugünkü anlamından, fahişe denince saygınlığını yitirmiş düşmüş kadın akla geliyor.Fahişeler, yüzlerindeki ağır makyaj, bağlı olmayan saçları ve Augustus döneminde zina yapan kadınların da giymek zorunda oldukları giyisileri ile Roma’nın saygın kadınlarından kolaylıkla ayrılabilmekteydiler. Elbiseleri renkli ve parlak olurdu. Caddelerde yürürler ya da genelevlerin önünde oturur veya ayakta dururlardı. Romalı bir kadın, saygın bir kadın gibi geleneksel, uzun giysisini değil de, fahişe gibi giyinmiş ise kendisine yapılan cinsel taciz bakımından, bu durum hafifletici bir neden olarak kabul edilmekteydi.Bu kadınlar hakkındaki bilgilerimizi ise büyük ölçüde Romalı büyük yazarlardan özellikle Iuvenalis ve Martialis’den bir bölümünü de arkeolojik çalışmalardan ve özellikle Pompeii kalıntılarından elde ediyoruz; çünkü burada meydana gelen İ.S. 79’daki Vezüv Yanardağı’nın patlaması, kalıntıların olduğu gibi kalmasını ve günümüze ulaşmasını sağlamıştır. Gece yaşantısında genelevlerin öğleden sonra üçten önce açılması yasaktı.

Bir de kibar fahişeler vardı. Bunlar evlilik dışı doğan kız çocukları ile esirlerin kızları veya sokağa bırakılan kızlar arasından itina ile seçilirlerdi ve fahişeler tarafından beş yaşından itibaren özel okullarda eğitim görürlerdi. Güzel konuşma, baştan çıkarma, makyaj, beden eğitimi, matematik, edebiyat, şiir, resim, heykel ve en önemlisi aşk sanatının en ince noktasını öğrenirlerdi. Bu kızların tenleri koyulaşmasın diye kesinlikle güneşe çıkarılmazdı. Sevişme tekniklerini birbirleri üzerinde deneterek en ince ayrıntıyı bile gözden kaçırmadan öğretirlerdi. Bu kadın kadına sevişmeden, çok başarılı olanlar ve bundan büyük haz duyanlar ayrı bir odaya alınır ve bunların eğitimi diğerlerinden ayrı olurdu. Bunlar daha sonra zengin kadınlara ve dullara eşlik edebilecek şekilde yetiştirilirdi. Fahişenin en büyük silahının vücudu, hareketleri ve konuşması olduğu her gün tekrarlanarak en ince ayrıntılarıyla öğretilirdi. Kadının suratını asması ve aşırı gülüşünde ağız kenarlarında izler bırakacağı öğretilirdi. Bunun yanında sadece mutlu bir yüzün her erkeğin aradığı bir yüz ifadesi olduğu onun için yüzlerinde tebessümün hiç eksilmemesi gerektiğini, iddiacı olmamalarını öğretirlerdi.Fahişelerin bekâretleri kesinlikle korunurdu. Çünkü ilk müşterilerinin en zengin veya en çok parayı veren kişi olması patronları tarafından itina ile seçilirdi. Bu işi yapan kızın en büyük para karşılığı yapması büyük bir onur sayılırdı.

Kızlar genç erkeklere zengin olanlar dışında kesinlikle gönderilmezdi. Çünkü “genç erkek boğa gibidir. Sizi perişan eder. Orta yaşlılar ise ne istediklerini ve nasıl alacaklarını çok iyi bilirler.” diyorlardı. Bunun da asıl nedeni kızların genç erkeklere âşık olabileceği endişesi olsa gerekti.Hangi ülkede ve hangi devirde olursa olsun gençliğe yeni geçen erkeklerin büyük bölümünün cinsel arzularını tatmin etmek için fahişeleri seçtikleri bir gerçektir. Fahişelik müessesi toplumda ahlaki değerleri belirli bir noktaya kadar dizginleyen bir kurumdur. Roma’nın soylu aileleri için dahi, genç erkeklerin bu tür evlere, ucuz tavernalara ve otellere yaptıkları ziyaretlerin, ergenlik dönemi eğitiminin bir parçası olduğunu bilmekteyiz. Yetişkin ve zengin Romalı erkekler ise doğuştan hür veya azatlı daha saygın pahalı metresleri tercih ederdi.

Şehirler bir veya birkaç genelev bulunurdu. Ancak buralar oldukça kötü kokan ve sağlıksız yerlerdi. Bu durumun düzeltilebilmesi için ve zührevi hastalıkların kısmen de olsa önlenebilmesi için kapıların önüne yapay akarsular konması, erkeklerin geneleve girmeden önce buraya girip tamamen temizlenmesi önceden bildirilirdi.Roma’da fahişelik cinsel bir aktiviteden çok ticari bir faaliyet olarak görülmektedir. Roma’da fahişelik aynen kölelik gibi benimsenmiş, yarar sağlayan, toplumsal ve hukuki olarak kabul gören bir kurumdu.

 

Kaynak: Ersamuk, A. Antik çağda Kadın, 1995. Balsdon, J. P. V. D. Roman Women – Their History and Habits, 1975. Gardner, J.F. Women in Roman Law and Society, 1986.

Akdeniz Üniversitesi Arkeoloji


Facebook'tan Yorumla




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir