Tabuları Yıkan Bir Empresyonist; Manet

Fransız şair, eleştirmen ve Manet’nin yakın dostu olan Baudelaire, sanatın mitoloji ya da tarihle değil modern sanatla ilgili olması gerektiğini savunurdu. Baudelaire sanatın tıpkı bilim gibi gerçeği ortaya çıkarması gerektiğini inanırdı. Courbet ve Manet gibi sanatçılar tam olarak Baudelaire’in sanat anlayışına göre ‘modern sanatın yiğitleri’ olarak yeni bir realizm ortaya çıkarmanın sancılarını yaşıyorlardı. 

Mösyö ve Madam Manet’nin Portresi, 1860

Auguste Manet ile Eugenie Desiree Fournier’in üç oğlundan en büyüğü olarak 23 Ocak 1832 yılında dünyaya gelen Edouard Manet, Paris’te doğmuştur. Babası yargıç, annesi ise İsveç’in Veliaht Prensi’nin vaftiz kızıydı. Babası, oğlunun onun izinden gidip yargıç olmasını istedi fakat Edouard Manet bu fikre çok uzaktı. 1848 yılında Deniz Ticaret Filosu ile Brezilya’ya giden sanatçı buradan ailesine yazdığı mektuplarda şu şekilde bahsetmektedir; ‘ bu ülkede bütün zenciler köle;  hepsi mağdur durumdalar; beyazların onların üzerindeki gücü inanılmaz; bizim gibi insanlara iğrenç gelen bir köle pazarı gördüm.’ 

Manet 1849 yılında Fransa’ya döndüğünde sanatçı olma konusunda son derece kararlıydı ve babası en sonunda pes edip onu Paris’teki Thomas Couture’un stüdyosuna yazdırdı.

İmparator Maximilian’ın Vuruluşu

Sanatçı, Prusya ile Fransa Savaşı’ndan etkilenerek bu eseri yapmıştır. Bu savaş zamanla iç savaşa bağlanmış ve ekonomi gitgide daha kötü hale gelmiştir. 1871 yılında Paris Komününün bastırılması için 20.000’den fazla komünün  ölümüne sebep olan iç savaşın Manet üzerindeki etkisi eserde görülmektedir.

Manet kendini ve sanatını Empresyonist topluluğun içine dahil etmese dahi Empresyonist devrimini yönlendiren Monet, Sisley ve Renoir gibi sanatçılar ondan destek ve ilham almışlardır. Sanatçı her ne kadar çağdaş sanatın ustası rolünden mutluluk duysa dahi geleneksel sanat kurumlarından özellikle Salon’dan onay almayı oldukça önemsiyordu.

Balkon,1868/69

1869 yılında Salon’da sergilenen bu eser, eleştiri oklarını üzerine çekmeyi başarmıştır. Bu eser arzulu bakışları ile Berthe Morisot’a yoğunlaşmıştır. Yanında Berthe’nin kız kardeşi Edma, ayakta duran Fanny Claus, arka planda Manet’nin arkadaşı Antoine Guillemet ve gölgelerin arasından zar zor seçilen figür ise Manet’nin oğlu Leon’dur. 

Bu eserdeki en önemli figür olan Berthe Morisot tabuları yıkmış ve yoğunlaştığı resim sanatında başarılı bir kadın sanatçı olmuştur. Degas tarafından Empresyonist topluluğa katılma teklifini kabul etmiş ve resimlerinin sergilenmesini sağlamıştır. Aralık 1874 yılında Berthe, Manet’e pek çok yönden benzeyen kardeşi, Eugene ile evlenmiştir.

Eserlerinde model kullanan sanatçının en sevdiği model şüphesiz pek çok resminde karşımıza çıkan Victorine Meurent’tir. Fakir bir ailenin Paris’te doğup büyüyen kızı olan Victorine 1862 yılında henüz 18 yaşındayken Manet tarafından keşfedilmiştir. Victorine, 1876 yılında Salon’da eseri sergilenecek kadar başarıya ulaşırken aynı sergide Manet’nin eserleri kabul edilmemiştir. 13 sene boyunca sanatçının modelliğini yapan Victorine hiçbir eserde güzel gösterilmeye çalışılmamıştır yalnızca kızıl saçları bazı eserlerde karşımıza sanatçının uygun gördüğü bir koyulukta çıkmaktadır. 

Kırda Öğle Yemeği, 1853

Sanatçının en sansasyonel eserlerinden biri olan Le Dejeuner sur I’Herbe, sanatçının Paris Banliyösü Argenteuil’deki Sen Nehri’nin kıyısında otururken orada yıkanan kişilerin dikkatini çekmesiyle ona ilham kaynağı olmuştur. Eser, Titian gibi büyük İtalyan ustalarına atıfta bulunmaktadır. Fakat eseri sansasyonel yapan çıplak kadın figürünün izleyicinin gözlerinin içine bakıyor olması ve bundan dolayı en ufak bir utanma belirtisinin görülmemesidir. Bu zamana kadar tüm çıplak kadın figürleri tanrıça olarak karşımıza çıkarken burada gerçek ve bilinmeyen bir kadın tüm çıplaklığını sergilerken izleyici ile iletişime geçmiş durumdadır. Manet bu doğrultuda doğruluk ile modernite adına bu kuralı yıkmayı başarmıştır. 

Ortadaki erkek figür sanatçının eşinin erkek kardeşi Ferdinand Leenhoff’tan esinlenilmiştir, diğer erkek figür ise sanatçının erkek kardeşi Eugene’dir

Eserde çeşitli imgeler kullanılmıştır. Bunlardan biri kurbağadır. Kurbağa Fransızca argoda ‘fahişe’ anlamına gelmektedir. Bir diğeri ise kadın figürün yanındaki ters vaziyetteki sepettir. Bu masumiyetin yok oluşu anlamına gelmektedir. Yine bu alanda bulunan boş istiridye kabukları afrodizyağı işaret etmektedir. 

Buradaki kadın model Victorine Meurent’ten başkası değildir. Kızıl saçları koyulaştırılmış model bu eserde 19 yaşındadır. Victorine halkın tüm aşağılamalarına karşın basın suçlamalarına katlandı ve bir sanatçı olma izinde yürümeye başladı.

Raphael’in 1520’li yıllarda yaptığı Paris’in Yargılanması eserinden etkilenen sanatçının tek farkı Raphael nehir tanrısı ve tanrıçasını çıplak betimlerken, Manet burada kutsi olmayan bir kadın figürünü çıplak betimlemiştir.

Olympia, 1863

Sanatçının bir başka sansasyonel eseri olan Olympia’da yine model olarak Victorine kullanılmıştır. Titian’ın, Urbino’lu Venüs eserinden etkilenen sanatçı bu yapıtıyla çok fazla eleştiri almıştır. Titian, Aphrodite’i eliyle örtmeye çalıştığı çıplaklık halinde betimlerken, Manet tam tersi son derece cesur ve izleyiciye gözlerini dikmiş şekilde bir modern fahişe betimlemiştir. Burada izleyici müşteri konumundadır. Venüs’ün ayağının dibinde köpek figürü sadakati betimlerken, Manet’nin eserinde Olympia’nın ayak ucunda kara kedi figürü karşımıza çıkmaktadır. Kara kedi argoda ‘fahişe ya da yosma’ anlamlarına gelmektedir. 

Folies Bergere’de Bir Bar, 1881/82

Sanatçının dünyaca ünlü bu eseri karşısında farklı yorumlar vardır. Ortadaki barmen kız figürü bir çok görüşe göre Aphrodite’in modern bir versiyonudur. Bardaki beyaz gül saflığın, pembe gül ise ilahi aşkın sembolüdür. Portakal ise Havva’nın Bilgi Ağacı’ndan koparıp Adem’e yedirdiği ve cennetten kovulmalarına neden olan meyve olarak bu resimde betimlenmiştir.

Manet, 30 Nisan 1883 yılında henüz 51 yaşındayken hayatını frengi hastalığından kaybetmiştir. Hayatının son demlerinde frengi ve kangrenlerin bitmek bilmez acılarıyla boğuşurken tek tesellisi sanat olmuştur.

Günümüzde o dönemki stüdyo temelli geleneksel sanat zincirini kıranların ilk önce Empresyonist topluluk olduğunu varsayacak olursak bu temellini atan Manet’dir. Kendisinden neredeyse 100 yıl sonra 1960 yılında ünlü ressam Pablo Picasso’yu dahi etkilemeyi başarmış ve İspanyol ressam Le Dejeuner sur L’Herbe eserini kendi tarzında yorumlamıştır.

Total
0
Shares
Benzer İçerikler