Sikkenin İcadı, Gelişimi ve Günümüz

Ülkemiz jeopolitik konum itibari ile şüphesiz eski çağlardan bu yana önemli bir yere sahiptir. Sayısız millet bu topraklar üstünde medeniyet kurdu. Anadolu bu kadar önemliyken bir de sikkenin icadıyla dünyanın başkenti olma vasfını elde etmiştir. Tarih boyunca milletler bağımsızlığın bir sembolü olan devlet kurma aşamasının bir basamağı olan para basma yetkisine sahip olmaya çalışmışlardır. Eski çağlardan beri ticaretin devamı için değerli  materyallerden basılan paralar piyasaya sunulmuştur. Bu sebeple, değerli madenlere sahip olmak için antik çağlardan bu yana devletler birbirleriyle mücadele içine girmiştir.

Anadolu’nun Batısında çıkarılan altın ve gümüş, o dönem Batı Anadolu’da M.Ö. 7.yüzyılın ilk yarısında (M.Ö.650 yılları) kurulan Lydia Krallığı tarafından ilk defa para basımında kullanılmıştır. Böylece Anadolu’dan basılan ilk para 2600 yıldır aralıksız bu topraklarda basılmaya devam etmiştir. Yukarıda bahsettiğimiz Anadolu’nun özel konumundan sadece para basımı Anadolu’nun dünya tarihindeki önemini vurgulamaya yeterlidir. Üzerinde bulunduğumuz bu topraklar para basımı bakımından şüphesiz dünyanın en önemli coğrafyasıdır. Önemle belirtmek istiyoruz ki para Anadolu icadıdır.

Peki Sikke Nedir?

İnsanlar tarafından kabul gören, mal ve hizmetlerin değerlerini fiyat olarak ölçen, aynı zamanda ödünç alıp vermek için de kullanılan değişim aracıdır. Bir diğer tanımı ise sikke, ağırlığı önceden ayarlanmış, kendisini darp edip tedavüle çıkaran ve üzerinde, istendiğinde tekrar geri almayı taahhüt eden yetkili idarenin ya da devletin arma veya işaretini taşıyan yuvarlak, ufak metal parçaya sikke diyoruz. Ödeme aracı olarak kullanılan sikke ile para arasındaki fark, her sikkenin bir para olduğu, buna rağmen her paranın sikke olmadığı şeklinde açıklanabilir; çünkü sikkeden önce para vardı. Tahıl ürünleri, hayvanlar, ev ve tarım aletleri, üç ayaklı kazanlar, baltalar, metaller gibi araç gereçler hep para olarak kullanılıyordu. Sikke bu çeşitliliğe bir son verip standart bir şekilde işlem görmeyi sağlamıştır. Sikkenin malzemesi her zaman metaldir. Belki topraktan veya ağaçtan da sikkeler basılmıştır. Ama günümüze kadar ulaşmamıştır. Sikkenin üzerinde onu basan devletin, hükümdarın arması gibi tasvirler bulunması da yine sikkenin değişmez bir özelliğidir. Sikke bir iletişim aracıdır. Cebimizdeki bozuk parayı bir ödeme aracı olarak kullanırız.

Bu paraları verir, karşılığında ihtiyacımız olan araç gereci alırız. Eski çağda sikke basımı elektron, (altın ve gümüş karışımı alaşım), altın, gümüş bronz ve bakır gibi metallerden basılmıştır. Sikkeler sayesinde ait olduğu devletin ekonomisini, politikasını ve bağımsız olup olmadığı hakkında bilgi sahibi olabiliriz. Sikkenin ön yüzünde genelde şehrin tanrı ya da tanrıçasının tasviri, arka yüzünde ise kentin sembolü bitki ya da hayvan betimi yer alır. Sikke bir kentin veya devletin bağımsızlığının işaretiydi. Sikkeler tarihin konuşan tanığıdır. Devletler geçici sikkeler ise kalıcıdır. İlk basılışından günümüze kadar ki zaman çizelgesinde geçmiş hakkında bilgi sahibi veren önemli belgelerdir. Eski çağlardan günümüze ulaşmayan portreler, araç gereçler ve mimari yapılar hakkında sikkeler sayesinde bilgi sahibi olabiliriz. Örnek verecek olursak antik çağ dünyasının yedinci harikasından biri olan ve şimdi günümüze ulaşmayan Ephesos (Efes)  Artemis tapınağı ve İskenderiye Feneri sikkelere konu olmuş o dönemin gözde mimari yapısı olarak sikke üzerinde kendine yer edinmiştir. Sikkenin icadını kesin bir nedene bağlamak doğru bir yaklaşım olmaz. Ama birkaç sebep sıralayabiliriz. Bunlar:

Günlük yaşamda kullanılan alışverişi kolaylaştırmak, devlet memurlarının ve askerlerinin maaşlarını ödenmesini sağlamak, mal alış verişte karmaşıklığa son vermek gibi örneklerle çoğaltılabilir. İnsanlar tarih ve hayatları boyunca vermiş olduğu emeğe karşılık mal veya para kazanmayı kendine amaç edinmiştir. Şimdi günümüzde insanlar artık çoğu zaman cebinde para gezdirmeden de ihtiyaçlarını bankomat ve kredi kartlarından geniş vadede ödeme kolaylığı sağlamış olup, bunlara çek senet ödemelerini eklersek alış veriş bir hayli çeşitlenmiştir.

Sikkeden Öncesi

İnsanoğlu malların değerinin belirlemek ve  ihtiyaç olan malın malla değişmek için değiş tokuş, takas, trampa veya barter dediğimiz alışveriş yöntemi zorunlu olarak ortaya çıkmıştır. Değiş tokuş malın malla değiştirilmesi demektir. İlk çağ toplumlarda ekilen dikilen tahıl ürünleri, hayvanlar, tarım ve ev aletleri, madenler gibi mallar para karşılığı kullanılırdı. Burada dikkat etmemiz gereken malların birbiriyle değiştirilmesi para gibi kullanılmasıdır. Bu da alış verişte bazı sorunlara sebep oluyordu örnek verecek olursak bir yük veya tarım hayvanının alış veriş için Pazar yerlerine götürülüp ihtiyaç olan tarım ürünü veya madenle değiştirilirdi. Bu da birçok sorunlara neden oluyordu işte bu karmaşıklık sikkenin icadına olanak sağlamıştır. Bununla birlikte ceplere ve keselere doluşan küçük madeni paralar insanlığın imdadına yetişip hayatı oldukça kolaylaşmıştır.

Sikkenin İcadı, Gelişimi ve Günümüz

Sikke nasıl darp edildi ve küçük metallere değer biçilip insanlığın hizmetine sunulmuştu. Yukarıda da anlattığımız gibi sikkeden önce alış veriş takas sistemiyle yapılıyordu. Bu da malın değerini tam olarak belirleyemeyip karışıklığa ve anlaşmazlığa sebep oluyordu. Sikkenin ilk kez basımı Anadolu’nun batısında kurulan Lydia Krallığı tarafından basılmıştır. Arkeolojik kazılarda ele geçen buluntu sikkelerden de anlaşılacağı gibi ilk paranın sahipleri Anadolu’dur. Lidyalılardır. İlk basılan sikkeler altın ve gümüş karışımı elektron dediğimiz sikkelerdir. İlk sikkeler M.Ö. 6. yy da kısa sürede batı Anadolu’ya Akdeniz havzasına ve Ege bölgesine yayılmıştır. Bir sikkeyi incelediğimizde sikkeyi basan kişi veya devlet hakkında bilgi sahibi olabiliriz. Lidya Krallığı tarafından basılan sikkelerin birçoğunda aslan betimlemesi vardır. Buradan çıkardığımız sonuç ise aslanın Lidya Krallığında önemli bir yere sahip olduğunu görmekteyiz. Lidya krallığı dışındaki devletlere baktığımızda ise her devlet kendine özgü simge,  tanrı tanrıça betimlemesi, mitolojik kahramanlar gibi tasvirler sikke üstünde yer almaktadır.

Bazı kentin sikkelerinde ön yüzünde bir tanrı tanrıça betimi yer alırken arka tarafında ise o tanrı tanrıça ile ilişkilendirilen atribüt (sembol) yer alırdı. Bazen de tanrı tanrıça betimi sikke üstünden yer almazken sadece atribüt yer alırdı. Örnek verirsek yıldırım demeti, kartal  Zeus’u;  lir ve defne yaprağı ise Apollun’u; Baykuş tasviri ise Athena’yı geyik Artemis’i; üzüm salkımı ise Dionysos’u temsil ediyordu. Sikkenin basımı da şimdiki basıma kıyaslanmayacak derecede zordu. Sikkenin üstünde yer alan bir kral, imparator veya tanrı tanrıça portresi sikke üstünde ihtişamıyla duracak, kral veya imparatorlar halkın gözünde küçük düşmeyecek idi.  Tanrı tanrıça betimlemesi yine dine uygun olacak şekilde sikke üstünde basılması gerekiyordu. Sikkenin madeni doğada az bulunan türden ise fiyatı da yüksek olup alım gücü de artıyordu. Saf altından basılan sikkeler yirmi dört ayar olarak basılırdı. Bu oranın tamamı saf altındı. Yirmi iki ayarda basılan sikkeler saf altın olmayıp başka alaşımları da kendinde barındırıyordu. Sikkenin ekonomik öneminin dışında sosyal hayatta da önemli bir yere sahiptir. Günümüz dünyasında internet, dergi, gazete, medya gibi yayın organları nasıl gündemi takip edip insanları bilgilendiriyorsa eski çağlarda da gündem sikkeler aracılığı ile kamuoyuna sunuluyordu. Örneğin; değişen ya da ölen imparatorun yeni portresi sikke üstünden silinip güncellenerek darp edilip piyasaya tekrar sürülürdü. Yine imparatorluk içinde inşa edilen mimari yapılar savaşlarda kazanılan zaferler ve zafer takları gibi önemli gelişmelerde yine sikkeler aracılığı ile halka duyurulurdu. Sikke bir bakıma metalden bir gazete idi. Günümüz 2017 yılında bahsedersek; nasıl da ekonomik para piyasasında ABD Doları  ve AB Eurosu veya külçe altını tüm dünyada kabul görmüş ve tüm milletler tarafından benimsenip kullanılıyorsa uzun bir dönemde genel olarak Roma ve Sasani paraları piyasaların hakimiydi.

Lydia Krallığından sonra da Pers döneminde Anadolu da sikke basımı devam etmiştir. Sadece sikke üstünde betimlemeler sikkeyi basan kentin krallığın sembolleri olan tasvirler değişiyordu. Perslerin sikke üstündeki betimi Lidyalıların aslan betimi yavaş yavaş kalkmaya başlamış kendilerine özgü betimlemeleri olan başında uzun şapka (tiara) ve uzun sakallarıyla krallar, ellerinde ok ve yay tutar şekilde betimlenmişlerdir. Daha sonraki basımlarda betimlemeler insan vücudu tamamen görünecek şekilde profilden ya koşarken ya da diz çökmüş biçimde gösterilmeye başlanmıştır. Yine bu dönemde gümüş sikke basımı yaygınlaşmıştır. Anadolu da pers dönemi büyük İskender’in Anadolu’ya ve doğuya sefer başlatmasıyla Anadolu da hellenistik dönem başlamıştır.

M.Ö. 336 yılında başlayan ve M.Ö. 31yılı Actium deniz zaferine kadar geçen döneme Hellenistik Dönem diyoruz. İskender döneminde ordunun maaşını ödemek ve ekonomiyi canlandırmak Doğu ile Batı’yı kaynaştırmak için sikke basımı kuşkusuz devam etmiştir. Bu dönemde İskender portreli çok sayıda sikke basılmıştır. Ve geniş bir alana da yayılmıştır. İskender sikkelerinin ön yüzünde İskender portresinin genel özelliklerine bakacak olursak; saçları dağınık, dalgalı ve aslan yeleli şeklinde, kulağına doğru inen koç boynuzları vardır. Arka kısmında ise taht üstünde oturan Zeus sağ alinde kartal sol elinde mızrak ve lejand (yazı) olarak çoğunda Aleksandrios yazısı görülmektedir. Anadolu’nun egemen kralları değişse de sikke basımına devam etmiştir.Tipik roma sikkelerinden bahsetmek gerekirse sikkenin ön yüzünde imparator portresi darp edilip yedi saat yönünden başlayarak yazılama görülür arka tarafta ise yine imparator ile ilişkilendirilen büyük bir mimari yapı, zafer takları, savaş dönemini anlatan sahneler, tarım ve hayvancılığı anlatan betimlemeler, dini törenler gibi konular sıralayabiliriz. Yine bu dönemde altın, gümüş ve çeşitli madenlerden bolca sikke basımı olmuştur. Yüzyıllarca Roma ve Sasani paralarının piyasada kaldığı islam coğrafyasında  ilk İslam parası Halife Ömer döneminde (634-644), Sasani paraları üstüne İslam’a özgü bazı işaretlerin yazılmasıyla basıldı. 9. yüzyıla gelindiğine sikke basımı bazı kurallara bağlandı bunlar: Sikkeyi basan halifenin adı hükümdarlık unvanı, kelime i tevhit, sikkenin darp edildiği yer ve tarih yazılmaya başlandı. Yine küçük krallıklarda halifeden izin alarak kendi sikkelerini basabiliyorlardı. İslam sikkelerinde Roma, Sasani veya yerel devletlerin basmış olduğu sikkelerdeki gibi insan portresi sikke üstünde yer almazdı. İslam inancında resim, heykel, figür gibi insanı andıracak resimler yasaktı. Tabi ki o dönemin şartlarında bu tür tasvirler pagan (çok tanrılı din) inancını hatırlattığı için sanat eserlerinde ve sikke üstünde yer almazdı.

Osmanlı dönemine gelindiğinde ilk sikke basımı Osman Gazi tarafından darp edilmiştir. Sınırların gelişmesiyle ve ticaretin canlanmasıyla gümüş sikke basımı Osmanlı ekonomisi için yeterle olmamış Fatih Sultan Mehmet’in emriyle 1479 yılında gümüş sikke basımının yanında altın sikke basımını da darp edilip piyasaya sürülmüştür. Böylece gümüş madenin yanında altın madeni de kullanılarak iki farklı madenden sikke basımına geçilmiştir. Fatih Sultan Mehmet dönemi altın sikke basımından önce Osmanlı piyasasında Venedik Vukası da (altını) alış verişte kullanılmıştır. Osmanlı devletinin kuruluşundan 2. Mahmut dönemine kadar (M.S 1808-1839) sikke üstünde yapılan küçük değişiklerle sikke basımı darp edilmeye devam etti.1. Abdülmecit döneminde sikke basımında önemli değişikliklere gidildi. 1. Abdülmecit (M.S 1839-1861) döneminden itibaren yenilik olarak 1845 yılında  kağıt para basımıyla kağıt banknotlar piyasada yerini almıştır. Böylece Osmanlı para basma materyal olarak gümüş, altın, bakır, nikel gibi madenlerinin yanı sıra kağıt banknotlardan para basımına da geçilmiştir.Türkiye Cumhuriyeti kanunlarından olan 2863 sayılı kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanununda Osmanlı Padişahlarından 1. Abdülmecit (1839), Abdülaziz, V. Murat, II. Abdülhamit, V. Mehmet Reşat ve Sultan Vahdettin ve aynı çağdaki yabancı sikkeler, bu kanuna göre tescile tâbi olmaksızın yurt içinde alınıp satılabilirler.

Bu makalemizde sikkenin icadından önce insanlar ihtiyaçlarını nasıl karşılıyordu, sikke icat edilmeden alış verişin yine var olduğunu, sikkenin icadıyla birlikte alış verişin daha verimli, kolay hale geldiğini anlatmaya çalıştık. Bugün Merkez Bankası’nın dünya bankalarının darphanelerinde eskiden olduğu gibi sikke basımı yani madeni paralar hız kesmeden darp edilerek piyasaya sürülmeye devam etmektedir. Tarih boyunca sikkeyi basan devletler, krallar devlet yöneticileri değişse de sikke darbı değişmeden piyasadaki önemini koruyup insanlığın vazgeçilmezi olarak yerini almıştır almaya da devam edecektir.

Tarihi Eser Kaçakçılığının Önlenmesi

Burada belirtmeden geçemeyeceğimiz bir konuda tarihi eser kaçakçılığının en yaygın olanı taşınmasının kolay olduğu sikkelerin kaçakçılığıdır. Tarihi eser kaçakçılığının önlenmesi için birkaç önlemi sıralayacak olursak;

Türkiye de kaç tane  arkeolojik sit alanı ve antik şehir varsa araştırılmalı envantere geçirilmeli, güvenlikleri arttırılmalı, kaçak  kazıların önüne geçilmeli, insanlar define haritaları nasıl elde ediyor araştırılmalı, Dedektörler, eski eserin modern düşmanıdır derhal yasaklanmalı. Yazılı ve görsel basında reklamlara müsaade edilmemeli, yine yazılı ve görsel basında eski eserlere fiyat biçilmemeli ve insanlar bu işe özendirilmemelidir. Milli Eğitim Bakanlığı müfredatında Arkeoloji dersleri konulmalı ve gelecek kuşakların Türkiye arkeolojisini iyi tanımaları sağlanmalıdır. Okullarda müzelere gezi amaçlı  ziyaretler yapılmalı ve  her öğrencinin yaşadığı yerde kaç antik kent, ören yeri ve sit alanı varsa bunlarla ilgili ödevler verilmeli ve Arkeoloji tanıtılmalıdır. Bölge insanları bilinçlendirilmeli, yerli ve yabancı definecilere geçit verilmemelidir.


KAYNAKÇA:
1.        Ferruh Dinçkal, Sikkenin Doğuşu ve Anadolu Sikkeleri
2.        Erdem 2006: E. Erdem, ‘‘Osmanlı para sistemi: Dönemsel Bir Analiz’’ Bankacılar Dergisi, Sayı 56, 2006
3.        Tekin 2006: O. Tekin, ‘‘Sikkeler, Devletler, Hükümdarlar: Eskiçağda Anadolu’da Paranın Siyasal, Kültürel ve Ekonomik Rolü’’ Yapı Kredi Sikke Kolleksiyonu, 22 Kasım 2006

Facebook'tan Yorumla




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir