Frig Kaya Anıtları


 

Genel olarak, Anadolu’da Frig kökenli ve Frigce konusan yoğun nüfusun yaşadığı bölgeye Frigya denmektedir. Bu adın, “cografi” bir deyim olarak M.Ö. 6. yüzyıldan Bizans döneminin sonuna kadar kullanıldığı belirtilmektedir. M.Ö. 8. yüzyılda Midas’ın krallığı sırasında Küçük Asya’daki Frig etki alanının Kızılırmak’ın batısında ve doğusunda oldukça geniş bir bölüme yayıldığını, ancak bu yayılım alanının, Klasik Frigya bölgesi sınırlarıyla fazla ilişkili olmadığını ifade eder. Klasik Frigya bölgesinin genel olarak, doğuda Kappadokia, sonraları Galatia; güneyde Lykaonia, Pisidia bölgeleri, Kabalis, Milyas ve Kibyratis yöreleri; batıda Mysia, Lydia, Karia; kuzeyde de Bithynia ve Paphlagonia bölgeleriyle komşu olduğu görülmektedir.

FRİG KAYA ANITLARI

Fasadlar, altarlar ve nişler olmak üzere üç grup altında incelediğimiz anıtlar tipoloji bakımından daha ilk bakışta ‘‘bu bir Frig anıtıdır’’ denilebilecek mimari ve bezeme kimliğine sahiptirler. Frig sivil mimarisi ile ilgili fasadlardan bilgi edinebiliriz. Frigler tamamen kendi yaratıcı güçlerinin ürünü olan akroterli, beşikçatılı fasadlarla aslında geleneksel Frig ahşap mimarisini ana kayaya işleyip ölümsüzleştirmişlerdir.

Fasadların çoğu en güzel ve en anıtsal örneklerini Gordion’dan tanıdığımız magaronların kayaya oyulmuş ön cephesini temsil etmektedirler. Fasadların boyut bakımından en büyüğü ve en anıtsal örneği Yazılıkaya – Midas Anıtı ile Gordion’un en büyük megaronu olan Megaron 3’ ün cephe ölçüleri karşılaştırıldığında; Megaron 3’ün cephe genişliği  18.30 m. ve  Yazılı Kaya’nın cephe genişliği  16.40 m.’dir.

Fasadlar, boyutların algılanması bakımından kayaya üç şekilde yontulmuşlardır.

  1. İki boyutlu anıtlar, (Midas Anıtı, Bitmemiş Anıt, Areyastis Anıtı, Maltaş Anıtı)
  1. Üç boyut hissi uyandıran anıtlar, ( Bahşayiş Anıtı, Aslankaya Anıtı, Deliklitaş Anıtı)
  1. Gerçek ölçülerine bağlı tamamen ana kayadan yontulmuş üç boyutlu yapı, (Değirmen Anıtı)

1. YAZILIKAYA ANITI

Mezarlık alanı, Afyonkarahisar il merkezinin kuzey-kuzeydoğusunda, Yazılıkaya Köyü’nün yaklaşık 1 km güneyindeki antik Midas kentinin olduğu kayalık platonun yakınındadır. Kentin olduğu kayalık platoda İlk Tunç Çağı yerleşmesinin de olabileceği bildirilmektedir. Buluntu yerinin tam konumu açıklanmamıştır. Daha önce Midas kenti olarak tanımlanan kayalık yükseltinin üzerinde yapılan kazılarda 4 adet İlk Tunç Çağı, 2 adet Son Kalkolitik/İlk Tunç Çağı I evresi çanak çömlek parçası bulunmuştur. İlk Tunç Çağı’na tarihlenen mezar ise, Yazılıkaya köylüleri tarafından tarlada saban ile sürülürken tesadüfen bulunmuştur. 1948 yılında Frig Dönemi kentinde kazı yapan heyetten H. Çambel bu mezarı bilimsel olarak açmış ve gömüt buluntularını Afyonkarahisar Müzesi’ne teslim etmiştir. Çok az sayıda İTÇ çanak çömleklerinin çıktığı tarladaki kazı çalışmaları yalnız bu mezarla sınırlı kalmıştır. Kazı alanı genişletilmemiştir. ( French, 1968: 210-215 ) Yazılıkaya Anıtı’nda dikdörtgen niş, iki kademeli çerçeve, gerçek kapı fonksiyonunu yansıtan mimari, kapı kasasını destekleyen çıkıntılar vardır. Ahşap işçiliğinin geçme, taşıyıcı, bağlayıcı elemanları, kaya anıtlarının hem mimari elemanları hem de bezeme öğeleridir.  Orta dikmenin her iki yanına simetrik iki pencere yerleştirilmiştir.

En anıtsalından en küçüğüne kadar fasadlarda değişmeyen üç ana mimari bölüm söz konusudur.

  1. Üçgen alınlıklı, beşikçatı
  2. Kareye yakın ön cephe duvarı ve her iki yanında ante  / yan    duvarları simgeleyen çerçeveler.
  3. Kapıyı simgeleyen çerçeveli, dikdörtgen niş

Fasadların hemen hemen hepsinde, çatıda akroter, kademeli pervazlar ve orta dikme bulunmaktadır. Üç fasadda, orta dikmenin her iki yanına simetrik iki pencere yerleştirilmiştir.  (Ramsey Source, 1882: 264)

2. AREYASTİS ANITI

Kayanın içi oyularak yapılan Areyastis Anıtı, Midas Kenti’nin kuzeyinde yer almaktadır. Anıtın üzerinde ‘‘ Arezastis’’ sözcüğü okunabildiğinden anıt bu isimle anılmaktadır. Orta dikmenin her iki yanında simetrik iki pencere yer almaktadır. Çatısında bulunan akroteri Frig sivil mimarisinde kullanılması olası olan çatı biçimidir.

3. BİTMEMİŞ ANIT

Yazılıkaya Anıtı’nın 250 metre güney batısında bulunur. Yazılıkaya Platformunun batısında yer alır ve tamamlanmadığı için ‘‘ Bitmemiş Anıt’’ olarak adlandırılır. Tamamlanmamış olması Frig Kaya Anıtlarının yapımının anlaşılması ve yorumlanabilmesi açısından önemlidir. Anıtların oluşturulan doğal terasta, iskele kurulmadan yapıldıklarını düşündürür. Anıtın batıya bakması ayrı bir özellik arz eder. Frig Kaya Anıtlarının özünü teşkil eden niş, bitirilmemiş olmasından dolayı, anıt yüzeyine işlenmemişse de anıtın sol alt kısmına işlenmiştir. Frizinde lotus – palmet motifi bulunmaktadır.

BİTMEMİŞ ANIT ( Ramsey Source: 1882)

4. SÜMBÜLLÜ ANIT

Yazılıkaya Platformunun doğu yamacında yer alan bu anıtsal niş, stilize bitkisel motifli akroterinden dolayı Arkeolojide “Hyacinth Anıtı”olarak adlandırılır. Anıtsal niş içinde dama motifleriyle dikkati çeker, diğer anıtlardan ayrıcalıklı olarak, üçgen alınlık altında sadece niş bulunmaktadır. Çatısının diğer anıtlarla karşılaştırıldığında sade olması diğer anıtlardan önce yapılmış olabileceği düşüncesini oluşturmaktadır. Kare biçimli kapı şeklinde niş bulunması Frig sivil mimarisinde kapıların kare şeklinde de olabileceği yorumuna olanak tanır.

SÜMBÜLLÜ ANIT (Ramsey Source: 1882)

5.  MALTAŞ ANITI

Maltaş Anıtı’nda da dikdörtgen niş, iki kademeli çerçeve, gerçek kapı fonksiyonunu yansıtan mimari, kapı kasasını destekleyen çıkıntılar vardır. Çatı elemanları, ante/ yan duvarlar ve cephe duvarı çoğunlukla geometrik bazen de bitkisel motiflerle bezenmiştir. Kabartma ve oyma olarak işlenen bu motifler aslında, benzeri ahşap mobilya örneklerinde sıkça görülen geleneksel Frig ahşap işçiliğinin taşa yansımasıdır ve tamamen Frig estetik zevkini yansıtır.

MALTAŞ ANITI ( Ramsey Source :1882)

Fryg mimarlığı hayret verici bir biçimde gelişmişti ve aynı zamanda köklü bir geleneğe sahipti; bu mimarlık geleneğinin kökleri doğuda değil, batı ve kuzeydedir. Çünkü Gordion’da ortaya çıkarılan megaron planlı yapılar, doğuya yabancı olan bir mimarlık türüdür. Oysa aynı türde planlı yapılar, kuzey ve batıda İlk Tunç Çağı’ndan beri bilinmekte ve giderek gelişip, M.Ö. 1. bin yılın içlerine değin kullanım görmektedir. Böylece mimarlık geleneklerinin, Frygler’in Anadolu’ya Thrakia ve Balkanlar’ dan geldiğini bildiren filolojik ve edebi kayıtları doğruladığı söylenebilir.

 



Facebook'tan Yorumla




1 Yorum Yapıldı

Cevaplayın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir