Atina Akropolisine Mimari Bir Bakış

Atina Akropolü Persler gibi işgal eden her ulusun odak noktası olmuştur. Özellikle Klasik Dönem içerisinde farklı Tanrı tapınakları olsada tüm alan aslında Tanrıça Athena’ya  adanmıştır, bu olayı Tanrıça Athena’nın ‘’ Kent Koruyucu ‘’ sıfatıyla özdeşleştirmek mümkün. Şimdi Arkaik ve Klasik Dönemlerde Atina Akropolisinin mimari açıdan nasıl göründüğüne bir bakalım ;

Sol: Akropolis’in Arkaik Evresi Sağ: Akropolis’in Klasik Evresi

Atina Akropolisinin Arkaik Evresi:

Akropolün Arkaik Evresi yaklaşık İ.Ö. 500’e kadar olan süreci kapsar. Tyranların yaşadığı saray yapıları buradadır yani aslında arkaik evrede akropolde bir sivil yaşamdan bahsedilebilir. Sivil yapıların haricinde Arkaik Evrede yalnızca tek kutsal yapı vardır;

Athena Tapınağı

Athena Tapınağının aslında bir bağlamda çift evresi vardır diyebiliriz; çünkü yapının Arkaik Evresi Athena Tapınağı Pers işgali sırasında yıkılıyor ve yerine Klasik Dönem içerisinde Erechtheion Tapınağı yaptırılıyor.Arkaik Evrede bulunan Athena Tapınağının özelliklerine gelirsek; İkili in antis düzeninde tipik bir Dor tapınağıdır; fakat opisthodomos gözlemlenmez. Opisthodomos yerine arka kısımda pronaoslu çoklu odalar gözlemlenmektedir. Bu çoklu odalar; çok tanrı tapınımına işaret eder ( Tapınaklarda çok odalılık ile alakalı birkaç kullanımdan biri; çoklu tanrı tapınımıdır.) ve bu açıdan tek örnek olarak nitelendirilebilir.

Athena Tapınağı haricinde; Klasik Dönem’de göreceğimiz devasa bir kapı binası olan ‘’ Propylon ‘’ un daha küçük bir hali mevcut. Yani Arkaik Dönemle birlikte ‘’ anıtsal kapı olgusu’’ nun Atina’da oturduğunu söylemek mümkün.Propylon’un mimari özelliklerinden Klasik Dönem’e geldiğimizde daha büyük bir başlık altında bahsedeceğim.

Atina Akropolisinin Klasik Evresi:

Klasik Dönemde buradaki sivil yaşama son veriliyor ve alan sadece kutsal alan olarak kullanılmaya başlanıyor. Yaklaşık İ.Ö. 470 civarında yani Perslerden sonra alanda hızlı bir yapılaşma başlıyor ve asıl yapılaşmanın İ.Ö. 450 civarlarında olduğunu söyleyebiliriz. Atina, Persleri püskürttükten sonra hızla gelişip, zenginleşmeye başlayacak. Bölgedeki sanatsal ve mimari faaliyetlerde; aynı zamanlarda Anadolu’nun Pers işgalinde olmasının ve bu sebeple zengin kişilerin ( filozof, doktor, mimar ) Atina’ya göç etmesinin de etkisi büyük. Klasik Dönem’de sur duvarı iptal edilerek başka yapılara da yer verilmiştir. Kutsal yapılara genel olarak örnek vermek gerekirse; Batısında bulunan büyük anıtsal kapı; Propylon, Parthenon Tapınağı, Athena Nike Tapınağı, Erechtheion Tapınağı diyebiliriz. Bunların haricinde bu dönemde Athena Pallas’ın bir heykeli kendini gösteriyor.

Şimdi Klasik Dönem yapılarına yakından bakalım:

Erechtheion Tapınağı

Arkaik’te Persler tarafından yıkılan Athena Tapınağı’nın yerine yaptırılıyor. Erechtheus ve Kekrop’a ait bir tapınaktır. Bir ‘’ ölümlü ‘’ adıyla anılan tapınak yaklaşık olarak Perikles döneminde planlanıyor. İ.Ö. 420 yılında Kallikrates’in projeyi çizdiği ve Philokles ile Archilochos’un yapıyı inşaa ettikleri biliniyor. Son inşa tarihine ortalama olarak İ.Ö. 406 diyebiliriz. Yapının yanına bir mezar yapısı eklenmiş durumda. Architravı ellerinde fiyale tutan genç kızlar şeklinde betimlenmiş karyatidler taşıyor; bu tapınak mimarisinde pek fazla görülmeyen bir olgudur.

Bunların haricinde Klasik Dönem içerisinde yapıya Poseidon için bir alan ekleniyor.Poseidon’a adanan odanın girişinde antik dönemin en büyük İon kapılarından biri bulunuyor, kapıda boya izlerine rastlanmış durumda.Boya izlerine bu İon kapısı haricinde; tapınağın sütun başlıkları ve karyatidlerde de rastlanıyor.Yapıda doğu-batı ve kuzey-güney doğrultularında bir kot farkı mevcut. Bu kot farkını Tanrıça Athena’yı daha üstün gördükleri düşüncesi ile yorumlamak mümkündür. Yani aslında bir ‘’ Dinsel Statü ‘’ farkı uygulaması diyebiliriz.Bu kot farkı yapının etrafında sütun olmasını engellemiştir. Yine yapıda Usta Tanrı Hephaistos ile ilişkilendirilen; ana kayanın görüldüğü bir oda var. Yapı antik dönem boyunca tapınak işlevinde kullanılıyor. İ.S. 7. yüzyılda kiliseye dönüştürülüyor, 1463 yılında ise harem işlevi görüyor. Tüm bunlara ek olarak; İlk yapı ( Athena Tapınağı ) bir Dor tapınağıyken, Erechtheion Tapınağı’nda Dor’dan eser kalmamıştır.

Parthenon Tapınağı

Parthenon Tapınağı 2 evreye sahip olan bir tapınaktır. Bazı araştırmacılar ilk evrenin Arkaik Dönem’e ait olduklarını düşünselerde şuan kabul gören düşünce ; her iki evrenin de Klasik Dönem içerisinde yer aldığıdır. İlk evrede; İ.Ö. 470 civarında Kimon yapının temelini atıyor. İ.Ö. 450’de ise Perikles; yarı yüksekliğe kadar inşa edilmiş tapınağı tamamen söktürüp 2. evreyi yaptırıyor. 2. evredeki yapı ilk evredekine kıyasla daha büyütülmüş bir yapıdır. Yaklaşık İ.Ö. 447 civarlarında inşa tamamlanıyor. Yapının inşaasında yine iki mimar; Kallikrates ve İktinos yer alıyor.

Parthenon Tapınağı, 2. evre ( Perikles Evresi )

Tapınakta bulunan yontular ise ‘’ Phidias ‘’ a ait. Ana yapı; Pronaos, Cella ve ‘’ Hazine Odası ‘’ işlevinde kullanılan opisthodomos olarak nitelendirilebilecek bir odadan oluşur. Tapınak Dor Düzeninde bir tapınaktır fakat yapıda İon özelliklerine de rastlanır ; birincisi; Hazine odasında İon sütun başlıkları kullanılmıştır, ikincisi, cellanın etrafını çevreleyen bir İon Frizi mevcuttur, üçüncüsü ise; amphi-prostylos kullanımıdır.  Tapınakta kurvatur, tapınak sütunlarında ise entasis gözlemlenmektedir. Tapınakta bulunan triglif metoplarda; Giganthomachi, Amazonomachi, Kentaur ve Lapithlerin savaşı ile Troya savaşı gibi farklı mitolojik konular işlenmiştir. Cella’nın etrafını dolaşan İon frizinde ise;  Athena’nın Doğumu, Athena ve Poseidon’un yarışı gibi konular işlenmiştir. Tapınağın cellasında günümüze ulaşmamış olan fakat antik kaynaklar aracılığı ile bildiğimiz; Phidias’ın altın ve fildişi kullanarak yaptığı Athena Parthenos heykeli yer almaktadır. 12 metre boyunda olan heykel sağ elinde Zafer Tanrıçası Nike’yi tutmaktadır. Sol elinde ise kalkanı yer almaktadır. Alandaki en görkemli yapı ‘’ Parthenon Tapınağı’’dır.

Athena Nike Tapınağı

Nike Apteros; yani Kanatsız Nike anlamına gelen tapınağın Arkaik Dönem’de yerinde küçük bir Tanrıça heykeli ve önünde bir altar bulunan, Tanrıça Athena’nın zaferlerini kutlamak için ayrılan bir ‘’ köşe ‘’ bulunmaktaydı. Klasik Dönem’de Antik yazarların aktarımına göre ahşaptan bir Athena heykeli vardı. Tapınak genel anlamda akropolün dışına inşa edilmiştir diyebiliriz. Burası aslında sorunlu bir nokta; Din adamları ve Perikles arasında geçen sorunlar yüzünden din adamları buraya büyük bir tapınak yapamıyorlar; aynı zamanda mimarlarda birazdan bahsedeceğimiz ‘’ Propylon ‘’ u tam olarak planlandığı gibi yapamayacaklar. Perikles burada bir tapınağın yapılmasına sıcak bakmıyor.Tapınak ancak İ.Ö. 429’da Perikles öldükten sonra yaptırılıyor. Plan Kallikrates’e ait, İon düzeninde amphiprostylos bir tapınaktır. İ.Ö. 427-424 yılları arasında tapınak inşa ediliyor ve içine bir kült heykeli konuluyor.

 

Tapınağın yüksek podyum üzerinde kalması sebebiyle İ.Ö. 409-406 yılları arasında bir ballustrad ( korkuluk ) inşa edilerek yapı tamamlanıyor. Burada aslında yukarıda bahsettiğim sorunlar ve alan darlığı sebebiyle oldukça küçültülmüş bir yapı ile karşı karşıya kalıyoruz.Doğuya bakan tarafında bir altar bulunan yapıya alan darlığı sebebiyle bir pronaos yapılamıyor. Küçük bir tapınak olmasına rağmen çok sayıda kabartma karşımıza çıkıyor. Frizlerinde; Tanrılar Toplantısı sahnesi var ve oldukça süslü, alınlıkları bezemeli bir tapınaktır. Nike olarak adlandırılsa da aslında bir Athena tapınağıdır. Yapı 16. YY’da barut deposu olarak kullanılıyor, 1687 yılında yıkılıyor ve 1836 yılında onarılıyor.

Propylon

Kendisinden sonra yapılan tüm bu tür yapılar ‘’ Propylon ‘’ olarak adlandırılmıştır. Konum, boyut ve mimari açısından oldukça önemlidir. Yapısal anlamda bir kapı değil, kapı binasıdır. Yan mekanları göz ardı ettiğimizde sadece giriş çıkış amaçlı olan yapı mekanla ilişkisi açısından önemlidir diyebiliriz. Kentin her yerinden görülebilen Propylon’un yapımında çok sayıda yüksek kalıp sütun kullanılmıştır. Kaçış kapıları hariç tek giriş çıkış burasıdır.

Arkaik Evrede; Arka kısmında kapı kanatları mevcut olan, 4 sütunlu daha minimal bir yapı olan Propylon’un Klasik Evrede yani Perikles döneminde yönü değişiyor ve büyütülerek 6 sütunlu bir yapı olarak karşımıza çıkıyor. İç kısım hemen hemen aynı kalıyor. Yapı simetrik olarak planlanıyor ve içi dor sütunlu olan 2 odanın işlevi henüz bilinmiyor. Mnesikles ve İktinos hemen hemen Parthenon’la aynı zamanda yapıyı planlıyorlar. ( İ.Ö. 450 civarı ). Ön ve arkadaki 6şar sütun Dor düzeninde, iç kısımdaki karşılıklı 3er sütun ise İon düzenınde yapılıyor. Ön taraftaki ek odalar ‘’ pinakothek ‘’ ismi verilen resimlerin sergilendiği bir alan olarak karşımıza çıkıyor bu alanda klineler de mevcut. Yukarıda da bahsettiğim üzere Nike Tapınağı tarafında kalan kanat rahiplerle olan anlaşmazlık sebebiyle planlandığı gibi inşa edilemiyor. Yapıdaki seviye farkı; araziden kaynaklanıyor ve yapı malzemesinin yukarı kaydırılması ile bu sorun hallediliyor. Yani buradaki kademelenme ; Fazla eğimin meydana getirdiği bir kademelenmedir.


Kaynak: Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burhan VARKIVANÇ, Klasik Mimari Dersi

Yazar Sema Talu

Sema Talu

Akdeniz Üniversitesi, Arkeoloji
Mail: sema@arkeopolis.com


Facebook'tan Yorumla




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir