Ulu Önder Atatürk ve Ülkemizde Arkeolojinin Gelişimi

“Bir vatanın sahibi olmanın yolu, o topraklarda yaşanmış tarihi olayları bilmek,doğmuş uygarlıkları tanıma ve sahip olmaktan geçer.”Mustafa Kemal Atatürk

Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk tarihe ve sanata oldukça önem vermiştir.Cumhuriyetle birlikte her alanda olduğu gibi kültürel alanda da devrimler yapılmıştır.Tarih araştırmalarında arkeolojiyi önemli bir kaynak olarak görmüş,eski eserleri korumada,ortaya çıkarmada Türk Tarih Kurumu’nun yanında devletin,basının ve halkın elele vermesini amaçlamıştır.
Atamız Türk tarihinin çok zengin ve derin bir geçmişe sahip olduğunu bilmekteydi.Türk tarihinin araştırılmasını,arkeolojik kazıların yapılmasını istemiş bununla bizzat ilgilenmiştir.‘Kendi vatanını kendin incele,bilimsel metodlarla kendi tarihini kendin öğren’ düşüncesiyle Türk Tarih Kurumu ile Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi,onun tarihe ve arkeolojiye verdiği önemi ortaya koymuştur.

Atatürk tarihsel yapıtların Türk arkeologlarca ortaya çıkarılmasını istiyordu.Ancak o dönemler yetişmiş eleman sıkıntısı sorunu yaşanmaktaydı.Kalifiye eleman sıkıntısını gidermek için önce İstanbul Üniversitesi açılmış daha sonra 1936 yılında Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi açılarak eğitim alanındaki eksiklikler giderilmeye çalışılmış, bu eğitim kurumlarında çalıştırılmak üzere yurt dışından özellikle Nazi Almanya’sından kaçan Musevi kökenli bilim adamları Türkiye’ye davet edilmiştir.
Mustafa Kemal’in çalışmaları meyve vermeye başlamış ve ilk Türk arkeologları yetişerek,ilk Türk kazıları başlamıştır.1932-1938 yılları arası Ahlatlıbel,Gavurkale ve Alacahöyük kazıları başlamış. Atatürk bu kazılarla bizzat ilgilenmiştir.Atatürk,5 Mayıs 1935 yılında Milli Eğitim Bakanı,Ankara Valisi ve uzmanlarıyla birlikte Ahlatlıbel kazısını yerinde incelemiştir.

Mustafa Kemal, Türk Tarih Kurumu’nun başlattığı kazıların devamlılığı için ekonomik sıkıntı yaşamamak adına kendi kurduğu vakfından TTK’ya bütçe ayırmıştır.Atatürk’ün kazıların sürekliliğine önem verdiğini gösteren bir başka olay ise vasiyetnamesine göre vefatından sonra kişisel mirasından her yıl düzenli olarak TTK ve TDK’nın pay almasını istemiştir.M.Kemal Anadolu tarihinin aydınlatılmasına özellikle önem vermiştir. Arkeoloji bilimi Cumhuriyet Döneminde en çok gelişen bilim dallarından birisi olmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk’ün eski eserlere ve arkeolojiye verdiği önemi anlayabileceğimiz bir başka olay ise ; 22 Mart 1931 yılında Konya ‘dan başbakan İsmet İnönüye gönderdiği telgrafta “Memleketimizin hemen her tarafında emsalsiz defineler halinde yatmakta olan kadim medeniyet eserlerinin ileride tarafımızdan meydana çıkarılarak ilmi bir surette muhafaza ve tasnifleri ve geçen devirlerin sürekli ihmali yüzünden pek harap bir hale gelmiş olan abidelerin muhafazaları için daha fazla ihtimam gösterilmesi, arkeoloji için daha fazla talebe yetiştirilmesi”emrini buyurmasıdır.

Atatürk’ün kazıların sürekliliğini arttırmaya yönelik yaptığı çalışmalar sonuç vermiştir.Günümüzde arkeolojik kazılar devam etmekte üniversitelerde arkeoloji eğitimi verilmekte Türk arkeologları ve sanat tarihçileri yurdun dört bir yanında kazılarını sürdürmektedir.
Bizlere düşen görev ise Atatürk’ün bize bıraktığı bu mirasa sahip çıkmak,bizden bir parça olan tarihsel yapıtlarımızı ve müzelerimizi korumak,sevmek,tanıtmak olmalıdır.

KAYNAK : 12

İstanbul Üniversitesi-Klasik Arkeoloji


Facebook'tan Yorumla




1 Yorum Yapıldı

Cevaplayın
  1. Atatürk’ün genel bir arkeoloji yerine özellikle Hitit Arkeolojisine ilgisinin bir nedeni de Osmanlı yı reddeden Cumhuriyetin yeni bir ecdat bulma arayışı olduğuna inanıyorum. Güneş Dil Teorisi ve Etilerin Türk olduğu tezleri ile birlikte değerlendirilmelidir. Anadolu Medeniyetleri Müzesi aslında bir Türk Tarih Müzesi gibi planlanmıştır. Bu tezlerden daha sonra vazgeçilse de bugün hâlâ inanalari bulmak mümkün.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir