Antik Dünya’nın 5 Büyük Kadın Savaşçısı

Tarihte çoğu kültürde savaş alanı, erkeklerin alanı olarak görüşmüştür. Modern zamanlara, yaklaşık 20. yüzyıla kadar da bu böyle devam etmiştir. I. Dünya Savaşından sonra kadınlarda savaş alanlarında görülmeye başlanmıştır.

Antik çağda, hatta belki yakın tarihe kadar, toplum tarafından kendine biçilmiş geleneksel roller içindeki kadınlardan bazıları, o standart geleneği bozup, isimlerini tarihe yazdırmayı başarmışlardır.

Bu listemizde eski dönemlerde yer almış 5 kadın savaşçıyı sizler için hazırladık.

1. Fu Hao (İ.Ö. 1200)

Asıl ismi Hao olan fakat öldükten sonra Mu Xin yada Fu Hao ismi ile anılan Hao, Shang Hanedanı İmparatoru Wu Ding’in karısıdır. Kendisi hem yüksek rahibe hemde bir generaldir. Hao, Wu Ding’in 60 karısından birisiydi, fakat saray içerisinde hızlı bir yükseliş yaşadı. Hao bir çok askeri sefere komutanlık etti. Zamanında 13.000 askeri komuta ederek, zamanının en güçlü askeri lideri olarak kabul edildi.
1976 yılında mezarı açılan Hao’nun mezarının içinde pek çok savaş aleti bulundu. Mezarı o günden bu güne ziyaretçilere açık, eğer yolunuz düşerse bir gün oralara mezarı ziyaret etmenizi tavsiye ederiz, biz yapamıyoruz siz yapın bari.

2. Karia’lı Artemisia (İ.Ö. 480)

M.Ö. 400’lü yıllarda yaşamış olan Artemisia bilinen ilk kadın amiraldir. Herodotos’un anlatımlarına göre, Persler ve Yunanlılar arasında gerçekleşen Salamis Deniz Savaşında ün kazanmıştır kendisi. Savaştaki komutanlar şu şekildedir; I. Serhas, I. Artemisia ve Ariabignes. Themistocles tarafından aynı savaşta öldürüldüğü aktarılmaktadır. Savaşta gösterdiği başarıdan dolayı Kserkses tarafından onurlandırılmıştır.

3. Boudica (İ.S. 60/61)

MS 61 yılında Romalılara bir isyan başlatan savaşçı Iceni Kraliçesi Boudica ve kızlarının tasvir eden, Prens Albert tarafından finanse edilerek Thomas Thornycroft’a yaptırılan, Londra’nın Westminster Pier bölgesinde bulunan yontusu.

Boudica’nın kocası Iceni Kralı Prasutagus ölünce, krallığını sadece Roma’ya değil, kızları ve Roma İmparatoruna ortaklaşa miras bıraktı. Roma kanunlarına göre kadınlara miras bırakılmayacağı için, Roma buna itiraz etti. Sonrasında Boudica kırbaçlatılıp, kızlarınada tecavüz edildi. İ.S. 60/61 yılında Eyalet Valisi Paulinus’un Galler’e sefer düzenlenmesini fırsat bilen Boudica, Iceni, Trinovanteler ve diğer bazılarını çıkardığı ayaklandırmaya katılmaya ikna etti. Çıkan savaşta sayıca fazla olmalarına rağmen, büyük bir disiplin ve taktik anlayışı olan Roma Lejyonları karşısında ezici bir zafere uğramış olsada Boudica adını tarihe altın harflerle yazdırdı. Savaşa biraz daha direnebilseler, İmparator Nero’nun askerleri geri çekeceği de aktarılan bir başka durumdur.

4. Triệu Thị Trinh (İ.S. 222-248)

Kendisi ile ilgili genelde kaynaklar Vietnam dilinde olduğu için aslında çok detaylı bilgilere ulaşamadık. Elimizdeki bilgiler kısaca şöyle, Kendisi Vietnam tarihinde ulusal bir kahraman olarak kabul ediliyor. Sebebi ise İ.S. 3. yüzyılda Çin ile gerçekleştirilen savaşta filin üzerin savaşmıştır. Çin’deki tarihi kaynaklar ise onun, zamnı için çok önemli bir figür olduğunu aktarmaktadır.

5. Zenobia (İ.S. 240-275)

Palmira antik kentini son zamanlardaki üzücü olaylardan dolayı nedereyse çoğunuzun bildiğini düşünüyoruz. Zenobia işte Palmira’nın Kraliçesi ve Kral Septimius Odaenathus’un ikici karısı. Kral ölünce, Zenobia yönetimi ele geçirdi ve Aurelian tarafından esir alınana dek imparatorluğu yönetti. Zenobia, güzelliği ve zeki olması ile biliniyordu. Zenobia, koyu bir tene, inci beyazlığında dişlere, siyah ve parlak gözlere ve güzel bir yüze sahipti. Melodik ve güçlü bir sesi vardı. Antik Yunanca, Aramice, Arapça ve Latince bilmekte ve tarihe ilgi duymaktaydı. Homeros ve Eflatun’un başta olmak üzere diğer Yunan yazarların da çalışmalarını takip etmekteydi. Avcılık ve içmek başlıca eğlencelerindendi.

269 yılında Palmira ordusu Zenobia ve General Zabdas komutanlığında Mısır’a girdi. Zenobia kendisini “Mısır Kraliçesi” ilan etti. Zenobia tıpkı bir asker gibi, ordu ile beraber at sürmesi ve kilometrelerce yürümesinden dolayı “Savaşçı Kraliçe” olarak nam saldı. Anadolu’da Ankara’ya kadar gelerek bölgeyi kontrolü altına aldı ve aynı zamanda Roma’nın bir çok ticaret yolunuda ele geçirdi. Tabiki Roma İmparatoru Aurelian bu duruma sessiz kalmadı ve kendisi ile Antakya yakınlarında savaşa girdi. Kraliçe savaşta yenileceğini anladığında Sasaniler’e sığınmak için deve ile kaçarken, Fırat Nehri civarında yakalandı. Sonrasında Palmira Roma’ya bağlandı ve imparatorluk sona erdi. Zenobia’nın sonraki yaşamına ilişkin de çeşitli tartışmalar mevcuttur.

 

Kaynaklar; 1 2 3 4 5

Akdeniz Üniversitesi, Arkeoloji Anabilim Dalı
Mail : info@arkeopolis.com


Facebook'tan Yorumla




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir