Antik Çağda Altın Oran

Güzelin insanı hafifleten, ruhunu denge haline getiren bir etkisi vardır. Estetik haz, ruhsal doyumu sağlayan bir bütünün parçasıdır. O zaman gelin hep birlikte birkaç başlık altında, ruhumuzu tatmin eden altın oranın, antik çağda nasıl ortaya çıktığına bakalım.

Altın Oran Nedir?

Altın oran (fi), matematik ve sanatta, bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen, uyum açısından en yetkin boyutları verdiği sanılan geometrik ve sayısal bir oran bağıntısıdır. Fi (Φ φ) (Yunanca:Φι, phi), Yunan alfabesinin yirmi birinci harfidir. Fakat Yunancada ‘f’ sesini veren bir başka harf bileşiği daha vardır; bu nedenle sık kullanılan bir harf değildir. Kökü kopa’dan gelir. Kopa(Ϙ) (Yunanca:Κόππα, ”Kopa”), Yunan alfabesinin eski bir harfidir. Koppa olarak da bilinir.

” İstiridye, salyangoz, papatya gibi canlılarda, insan vücudunda, DNA’da, uzayda ve daha birçok farklı alanda altın orana rastlamak mümkündür. ”

İlk kez eski Mısırlılar ve Yunanlar altın orandan, mimari ve sanatsal alanlarda yararlanmışlardır. Eski Yunan sanatında iki zıt kuvvet birbirini estetik hale getirerek, uyum ve simetriyi oluşturur. Bu görüş orta çağ boyunca da devam etmiştir. Bölünen bir bütünün yan yana getirilen iki parçasının, diğer büyük parçayı oluşturması prensibine dayanır ve altın oranın sayısal değeri 1,618’dir. Ölçü ve oranın önem kazandığı bu dönemde, ideal ölçülere ulaşmak için insan vücudunu ve doğadaki nesneleri araştırarak belli sonuçlara ulaşmıştır sanatçılar. İstiridye, salyangoz, papatya gibi canlılarda, insan vücudunda, DNA’da, uzayda ve daha birçok farklı alanda altın orana rastlamak mümkündür. Örneğin; insan elindeki ilk 2 parmak boğumunun toplam uzunluğu 3. boğumun uzunluğuna eşittir. Yüzde dudak bitimleri ile göz bebekleri aynı çizgide olduğu takdirde altın oranı oluştururken bu çizginin tam ortası burnun ucuna denk gelmektedir. Bedende Altın Oran Hatasız orantıya sahip olan bir insanın boyu, başının 7,5 katı olduğu bilinir. İnsan başı, yüksekliği 3.5 ve eni 2.5 oranında dikdörtgen şeklindedir. Güzellik, beden ölçüsünde de aranır. 90x60x90 ideal kadın ölçüleri olarak bilinir, aslında boy dikkate alınmazsa bu ölçülerin bir önemi kalmaz.

” Mısırlıların piramitleri yaparken de altın oran benzeri bir sistemden yararlandıkları gözlemlenir. ”


Yunanlar da heykel yapımlarının çoğunda bu orandan yararlanmışlardır. Özellikle Pisagor’la (M.Ö. 570-495) birlikte evrendeki oluşumlar arasında, matematik ve geometri arasında estetik bir ilişkinin varlığı bulundu. Kepler Üçgeni (Pentagram) olarak bilinen üçgen, güzelliği, estetiği ve şansı simgeleyen yıldız şekli de birçok farklı alanda simge olarak kullanılmış ve altın oranla da uyumlu geometrik şekillerdendir.


Bu konu ile ilgili en önemli eser , Vitruvius Adamı ; insan uzuvlarının birbirine ve vücut oranına en uygun şekilde hesaplanarak, ortaya konulan bir eserdir. Kollarını açan insanın genişliğinin yüksekliğine eşit olduğunu; böylelikle tabanı ve yüksekliğiyle ideal kareyi oluşturduğu bilinir.


Yunanlılar, Athena Parthenon’un (M.Ö.447-432/31) tüm tasarımını Altın Oran’a dayandırmışlardır. Bu oran, ünlü Yunanlı heykeltraş Phidias (M.Ö.460-430/20) tarafından da kullanılmıştır. Eski Yunanda ideal ifadesi; kusursuzluk. Bu konuya daha detaylı bir şekilde de değinmek gerekirse. Parthenon’dan önce inşa edilen tapınaklarda, mitolojik konular işlenirken, ilk defa bir Yunan tapınağında insanların günlük hayatlarından kesitler yer almıştır. Bunun sebebi Persler’i yenerek Yunanistan’ı büyük bir felaketten kurtaran Atinalılar Tanrılarla aynı seviyede işlenerek onurlandırılmış, Tanrıların seviyesine yükseltilmiştir. Antik çağda idealin, tanımı olan kusursuzluk aslında Tanrılara verilen bir özellikti. Güzellik dediğimiz kavrama, en üst düzeyde sahip olan Tanrılar, aynı zamanda her şey de başarı yakalayarak da kusursuzluğu insanlara idealize etmişti. Parthenon’ da insanların Tanrı seviyesinde işlenmesi de, başarılarının ödülüydü bu durumdan anlıyoruz ki, Altın oran dediğimiz muhteşem kavram aslında her anlamda kusursuzluğu yakalama ile oluşan bir bütün. Bedensel güzellik, başarı, ruhsal güzellik, çevredeki kişilerin takdirini kazandıracak işlerde görev alıp en iyi şekilde yol alma gibi saymakla bitmez doğrusu.

Uzun lafın kısası altın oran en çok sanata yakışır. Mükemmeliyetçiliği benimseyecek kadar uzun değil ömrümüz.

Mutlu günler yaşamanız dileğiyle.


KAYNAKÇA
Doç.Dr. Nurettin Koçhan, Klasik Dönem Yunan Heykeltraşları ve Heykeller Ders Notları.
www.altinoran.gen.tr

Atatürk Üniversitesi/Arkeoloji Bölümü


Facebook'tan Yorumla




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir